Sikas Evi
Sikas’lar 250-300 milyon yıldır dünyamızda bulunan, bir bitki gurubudur. Sikaslar’a “Fosil Bitki” denilmektedir. Bitkilerin fosil olarak adlandırılmalarının nedeni, milyonlarca yıl önceden kalan fosil örnekleri ile bugün yaşayan bitki örneklerinin hemen hiç değişmediğinin gösterilmesidir. Sikas’lar, Gingko biloba ve bazı ibreli ağaçlarla birlikte “Açık Tohumlu Bitkiler” (Gymnosperm) sınıfına aittir, bu bitkiler kozalak yaparlar.
Önceleri dünyanın hemen her bölgesinde yaygın olan sikas’lar, dünyanın soğumasından sonra tropik iklim bölgelerinde, çok az kısmı ise ılıman iklim bölgelerinde kalmıştır. Bazı türlerinin dünyadan kaybolmasından sonra, bugün 310 dolayında sikas türü bulunmaktadır. Günümüzde çok az yörelerde yaşama tutunabilen sikaslar, “Jurasik Çağ”da, dünyada geniş alanda bulunmaktaydı, bu nedenle “Jurasik Çağ”a “Sikas Çağ”ı adı da verilmektedir.
Sikaslar genel olarak gösterişli yaprakları ile güzel bir taç oluşturan, kalın gövdeli bitkilerdir. Bitki erkek veya dişi olur. Erkek bitkilerin kozalakları ince uzundur, içerdikleri polenleri bırakırlar, dişi kozalaklar ise genelde ovaldir, polenle döllendiklerinde içlerinde tohumlar oluşur. Sikas’ların bulundukları doğa şartlarında yaşayan bazı böcekler, tozları taşıyarak döllenmeyi gerçekleştirirler. Türkiye’de tanınan, son yıllarda yaygın olarak süs bitkisi olarak kullanılan sikas’ların hemen hepsi Japon Sikası (Cycas revoluta) dır.
Köyceğiz-Muğla’da bulunan Palmiye Merkezi 30 yıl önce, 1993 yılında, tohumdan sikas üretimine, Japon Sikası ile başlamıştır. Bundan sonra diğer bazı tür sikasların da üretimi gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde doğada, sikas tozlaşmasını gerçekleştirecek böcekler bulunmadığından, tohum elde etmek için Merkezimizde suni dölleme yöntemi uygulanmaktadır. Merkezimiz, Çin İmparator Sikas’ı (Cycas taitungensis) Avrupa’da ilk üreten üreticiler arasındadır. Bugün üretilen Çin Sikası tohumlarının ihracatını yapılmaktadır.
Sikas Evi: Palmiye Merkezi Botanik bahçemizde, iklim şartları nedeni ile dış mekâna dikilemeyen sikas türleri için bir sera zorunluluğu oluşmuş ve 2023 yılında, yaklaşık 400 m² alan içinde, 120 m² bir sera inşa edilmiştir. İç ve dış mekânı, Sikaslar ile düzenlenen Sikas Evi 29.12.2023 tarihinde açılmıştır. Komplekste ilk etapta 12 tür ve 147 adet sikas dikimi gerçekleştirilmiştir. Dış mekân dikimlerinin çoğu Çin Sikası (Cycas taitungensis) ve Amerika Kıtası kökenli Dioon’lar (Dioon edule var. angustifolia) ile yapılmıştır. Kendi üretimimiz tohumlardan yetiştirilen, genç Çin Sikasları, özellikle tohum ihracatımızı artırmak için dikilmiştir.
Sikas Evi kompleksinde Cycadeae ailesinden Cycas circinalis, Cycas media, Cycas taitungensis ve Cycas thoursai bulunmaktadır. Japon Sikası (Cycas revoluta) gerek Botanik Bahçemizde gerek Merkez içinde, geniş dikim sahaları bulunduğundan bu komplekse dikilmemiştir. Komplekste bulunan Zamiaceae ailesine ait sikaslar ise: Zamia floridana, Zamia furfuracea, Dioon edule var. angustifolium, Dioon spinulosum ve Encephalartos hildebrandtii’ dir.
SİKAS EVİ KOMPEKSİ SİKASLARI
2025 yılı: 147 adet
Dioon edullis var. angustifolia 26
Cycas taitungensis 71
Zamia furfuracea 10
Dioon spinulosum 17
Zamia floridana 5
Cycas circinalis 3
Cycas media 2
Cycas thoursai 15
Cycas quizhuensis 4
Encephalartos hildebrandii 2
Toplam 147
BEN BİR SİKASIM
200 Milyon yıldan çok daha uzun bir süredir “dünyada” bulunmaktayım. Sizin için çok uzun sayılan bu süre içinde, bir yaşam boyu gösterdiğiniz değişiklikten daha fazla değişmedim. Atalarınızın benden 200 milyon yıl sonra dünyaya geldiklerini gördüm.
Dinozorların ortaya çıkışlarını ve ölümlerini gördüm. Jurasik devir (dinozorlar devri) benim en güzel milyon yıllarımdı. Dünya sıcaktı, kutuplardan ekvatora kadar her yerde çok hızlı büyüdüm ve yayıldım. Bundan sonraki cretaceus devirde eski saltanatım kalmadı. Anjiosperm denilen çiçekli bitkiler dünyaya geldiler ve tohumlarını saçarak her yeri işgal ettiler.
Beni diğer çiçekler ve ağaçlar ile bir tutmayınız, bitkiler aleminde yalnız ben ve yaşıtım gingko ağacı, sizin gibi hareket eden spermlere sahibiz. Alpler, And dağları ve Himalaya’lar küçük tümsekcikler iken ben 170 milyon yaşındaydım, bu tümsekciklerin kocaman dağ olduğunu gördüm ve yaşadım.
Bütün bu yaşadıklarımdan sonra, artık dünyanın sıcak yerlerinde istirahat ediyorum. Benim fosillerimi dünyanın her tarafında araştıran ve bulan insanlar, bir yandan da her tarafı istila ederek neslimi kurutmaya çalışıyorlar. Şimdi de sözde anlaşmalarla beni koruma altına almışlar. Daha yakında, dünya savaşı sırasında açlık çeken Japonlar benim tohumlarımdan elde ettikleri unla açlıktan ölmekten kurtulmuşlardı.
Benim ne kadar antika olduğum ne kuvvetli direncim olduğu, bana “Yaşayan Fosil” sıfatını yakıştıran siz insanların algılama yeteneğinin dışındadır. Yorgunum ama mutluyum, ben bir SİKAS’ım





















































