Türkiye’nin İlk Palmetumu

1993 yılında Muğla Köyceğiz’de kurulan Palmiye Merkezi, 5.500 m² alanda oluşturulan Türkiye’nin ilk “Yaşayan Palmiye Müzesi” ile birçok palmiye ve süs bitkisini ziyaretçilere sunuyor.

Zenginleşen Botanik Bahçesi

Kaktüs Evi, Tropik Sera, Su Bahçeleri ve Ot Bahçesi ile gelişen Palmiye Merkezi, bugün 22.000 m² alanda küçük bir botanik bahçesi niteliği kazanmış durumda.

Uluslararası Bitki Koleksiyonları

Merkez, dünyanın farklı bölgelerinden gelen tohumlarla 140’tan fazla palmiye türü ve 1000’in üzerinde bitkiyi seralarında yetiştirerek Türkiye’ye kazandırıyor.

Hakkımızda

1993 yılında Muğla Köyceğiz’de kurulan Palmiye Merkezi, Türkiye’nin ilk “Palmetum”u ile 140’tan fazla palmiye türü ve 1000’in üzerinde bitkiyi ziyaretçilere sunmaktadır.

Kaktüs Evi, Tropik Sera, Su Bahçeleri ve Egzotik Meyveler Koleksiyonu ile zenginleşen merkezimiz, hem botanik meraklılarına hem de araştırmacılara keşif ve öğrenme imkânı sağlamaktadır.

Doğayı korumak, yeni türleri tanıtmak ve ülkemize kazandırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

  • 1993 – Kuruluş

    Muğla Köyceğiz’de Dr. Ragıp Esener tarafından Palmiye Merkezi kuruldu. 80.000 m² alan üzerine kurulan merkez, Türkiye’de palmiye sevgisini yaymayı amaçladı.

  • 1996 – Palmetum

    Türkiye’nin ilk “Yaşayan Palmiye Müzesi” için 5.500 m² alan düzenlenmeye başlandı.

  • 2005 – Bahçenin Zenginleşmesi

    • Kaktüs Evi tamamlandı, 300’den fazla kaktüs ve sukkulent sergilendi.

    • Egzotik Meyveler Koleksiyonu açıldı.

    • Zakkum Kafe düzenlendi, 30 çeşit zakkum koleksiyona eklendi.

    • Tohum bankası kurulup yurtdışına tohum satışı başladı.

  • 2006 – Botanik Bahçesi Açılışı

    • Tropik Sera tamamlandı, bitkiler dikildi.

    • 01 Haziran 2006’da Botanik Bahçesi ziyarete açıldı.

Palmetum

Palmetum, 1996 yılında düzenlenmeye başlanıp 1997’de ilk dikimlerin yapıldığı, Türkiye’nin ilk Yaşayan Palmiye Müzesidir. 5.500 m² alana kurulu olan Palmetum’da 40’tan fazla palmiye türü ile birlikte süs havuzu, Japon Koi balıkları ve çok sayıda farklı bitki türü bulunmaktadır.

Botanik Bahçesi

Palmiye Merkezi’nin zamanla zenginleşmesiyle ortaya çıkmış, bugün 22.000 m² alana yayılan özel bir alandır. Kaktüs Evi, Tropik Sera, Su Bahçeleri, Ot Bahçesi ve Egzotik Meyveler Koleksiyonu gibi bölümleriyle ziyaretçilere dünyanın farklı iklimlerinden bitkileri keşfetme imkânı sunar. 140’tan fazla palmiye türünün yanı sıra 1000’in üzerinde bitki türü ile küçük bir botanik bahçesi niteliği taşır.

Tohum Bankası 🌱

Merkez, dünyanın farklı bölgelerinden gelen tohumlar ve bitkilerle 140’tan fazla palmiye türü ve 1000’in üzerinde bitkiyi yetiştiriyor. Tohum bankası aracılığıyla Türkiye’ye yeni türler kazandırıyor ve uluslararası paylaşım yapıyor, araştırmacılara ve yetiştiricilere destek sağlıyor.

İnsan Kaynakları

Heart Heart

Gönüllü

Merkezimiz gönüllü çalışmak isteyenler için açıktır. Gönüllüler haftanın en az yarım veya tam günü çalışmak şartı ile kabul edilirler.

Doc-text Doc-text

Staj

Ziraat fakülteleri ilgili bölümleri, Orman fakülteleri peyzaj bölümü, Fen fakülteleri biyoloji bölümlerinden öğrenci kabul edilmektedir.

Personel

Merkezimiz, Bitki tanıma yetiştirme, bitki bakımı öğrenme ve uygulama yönünden, ülkemizde eşi bulunmayan bir konumdadır.

Basında Biz

İlkbahar ve yaz aylarının en güzel yanlarından biri, toprakla uğraşma zamanı olması. Kışın pek ilgi göremeyen bahçe, balkon ve teraslar bu mevsimle birlikte tekrar şımartılır. Mevcut bitkiler bakımdan geçirilir, mevsimlik çiçekler alınır, saksılar değiştirilir.

Güzel bir bahçe veya balkona sahip olmak için iyi bir fidanlık adresi bilmek gerekir. Büyük araziler üzerine kurulu fidanlıklardan ağaçlar, dört mevsim dayanan yeşil bitkiler, süs bitkileri, toprak ve gübre alabilirsiniz. Bu hafta jüri üyelerimize Türkiye’nin en iyi fidanlıklarını sorduk. İşte en iyi 10.

Dr. Ragıp Esener’in Köyceğiz’deki Palmiye Merkezi’ni nihayet gördüm. ‘Nihayet’ diyorum, çünkü ‘Bahçem ve Ben’ kitabının yazarı arkadaşım Gülnar Önay’dan o kadar çok methini işitmiştim ki… Hayal kırıklığına uğramaktan bile korkuyordum.
Bodrum’dan Köyceğiz’in yolunu tuttuğumuzda içimde tuhaf bir heyecan vardı: İki yıldır adadaki bahçemde yaşamını sürdüren ‘Mabet ağacı’nı (gingko biloba) da buradan alıp göndermişti Gülnar. Yani, evlatlarımdan birinin doğum yerini görmeye giden bir ebeveyn gibiydim.

Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde, 60 bin metrekare alana kurulu Palmiye Müzesi ve Üretim Merkezi’nde, 140 palmiye türü bulunuyor.

Müzenin sahibi Dr. Ragıp Esener, Köyceğiz-Hamitköy arasındaki bir bataklığı müze yapmak için aldığını ve bataklık kurutulduktan sonra ilk kez 1993 yılında palmiye yetiştirilmeye başlandığını söyledi.

Esener, o dönemde Türkiye’deki palmiye türlerinin sayısının 10’u geçmediğini de açıkladı:

”Merkezde kısa zamanda palmiye türlerinin sayısını 90’a çıkardık. Son envanterimize göre ise seralarımızda 140 tür palmiye yetiştiriliyor. Bizde ithal palmiye bulunmuyor. Bütün üretimimiz tohumlardan.

Tohumlara, dünyadaki palmiye derneklerine üye olarak ulaştık. Tohumları ender bulunanları ise bu işin ticaretini yapanlardan satın aldık. Bu sayede 140 palmiye türüne ulaştık.”

Merkezin zaman içinde botanik bahçesi özelliği kazandığını da belirten Esener, ”şu anda merkezde yaklaşık 300 çeşit kaktüs ve sütleğen bitkisi bulunuyor” dedi.

Artık bir palmiye müzemiz de var

Türkiye’nin ilk palmiye müzesi ve üretim merkezi, Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde açıldı. Müzede 140 tür palmiye bulunuyor.

Doktor Ragıp Esener, Köyceğiz-Hamitköy arasındaki bir bataklığı kuruttuktan sonra Muğla’da Türkiye’nin ilk Palmiye Müzesi’nin açılmasını sağladı.

Bölgedeki bataklığı yok eden Esener, palmiye yetiştirmeye ise ilk kez 1993 yılında başlandığını söyledi.

O dönemde Türkiye’deki palmiye türlerinin sayısının 10’u geçmediğini ifade eden Esener, “Kısa zamanda palmiye türlerinin sayısını 90’a çıkardık. Son envanterimize göre de, seralarımızda 140 tür palmiye yetiştiriliyor. Bütün üretimimiz tohumlardan. Şimdilik 140 palmiye türüne ulaştık” dedi.

Binden fazla çeşit var
Merkezin zaman içinde botanik bahçesi özelliği kazandığını belirten Esener, yetiştirdikleri bitki türünün sayısının bini geçtiğini bildirdi. Esener, bitkileri 1200 ile 4 bin metrekare arasında değişen dev seralarda ürettiklerini sözlerine ekledi.