CİNNAMOMUM CAMPHORA-KAFUR AĞACI

Kafur (Cinnamomum), Defnegiller (Lauraceae ) ailesine ait, herdem yeşil, 250 dolayında türü içeren bir cins’dir. Kâfur’ların vatanı, Tropik, subtropik Asya ve Avustralya’dır, Yaprakları düzgün görünümde olup, damarları belirgindir. Bu bitkilerin yapraklarında, dallarında ve gövde kabuğunda keskin kokulu bir bileşik mevcuttur. Kâfurların hemen hepsi, bol yağmurlu, sıcak, tropik ve subtropik bir ortama gereksinim gösterirler. Yalnız Cinnamomum camphora ılıman iklim bölgelerine adapte olabilmektedir.

KÂFUR AĞACI – Cinnamomum camphora

20–30 metreye kadar boylanabilen, herdem yeşil bir ağaçtır. Doğal olarak Japonya, Çin Tayvan, Vietnam ve Korede bulunmaktadır. Kâfur Ağacı’nın, doğal olarak bulunduğu ülkelerde, Kâfur (Kamfor) yağı elde etmek veya kerestesinden yararlanmak için dikimi ve yetiştirilmesi yapılmaktadır. Avustralya, Güney ABD, Karayip Adaları, Güney Afrika, Tanzanya, Gana, Vietman ve Havai Adalarında istila edici olarak tanımlanmıştır. Güney Avrupa, Madagaskar, Kanarya ve Maderya adalarında ise, istila edici özelliği olmadan peyzaj amacı ile kullanılmaktadır.

Kâfur Ağacı yaprakları parlak, mumsu görünümdedir, parmak arasında ezildiğinde kafur kokusu duyulur. Kâfur Ağacı’nı tanımak için, yaprak, dal veya kabuğunu ezerek koklamak yeterlidir, ezilme sırasında kafur yağı açığa çıkmaktadır. Kâfur Ağacı yaprakları oval veya eliptik şekildedir, dalın iki tarafından almaşık olarak çıkarlar. Yuvarlak dalcıklar çıkarken yeşildir, sonra kırmızı-kahverengiye dönüşürler. İlkbaharda yeni çıkan yaprakları kırmızıdır, sonra parlak yeşil renk alırlar, bu arada salkım şeklinde küçük beyaz çiçekler açarlar. Bu çiçekler daha sonra 1 cm çapında siyah meyveye dönüşürler. Yaşlı ağacın kabuğu soluk renkli ve kaba görünümdedir, üzerinde yukardan aşağı uzanan çatlaklar görülür. Kâfur yağı, önceki devirlerde tıpta çok kullanılan bir madde olmasının yanında, dumansız barut yapımında da kullanılmıştır.

Kâfur Ağacı, 1822 yılında Avustralya’ya ithal edilerek, park ve bahçelerde süs ağacı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ancak özellikle Queensland’ın tropik ikliminde doğaya kaçmış ve istila edici sınıfına alınmıştır. Kuvvetli ve yayılıcı kök yapısı ile kentlerin kanalizasyon sistemine zarar verebilmektedir. Ayrıca yapraklarında bulunan yüksek karbon nedeni ile nehir ve su yatakları yanındaki ağaçlardan düşen yapraklar, su kalitesini ve balık yaşamını etkilemektedir. Düşen yapraklar çürüdüklerinde, içlerinde bulunan kâfura bağlı olarak ağaç altında diğer bitkilerin çimlenmesini önlemektedir. Meyveleri kuşlar tarafından yenilmekte ve tohumlar bozulmadan dışkı ile çıkmaktadır. Bu yolla tohumların uzaklara yayılması sağlanmaktadır.

Kâfur Ağacı üretim tohumla yapılır. Ağaçlar güneş veya yarı gölgede yetişirler. Fazla seçici bir ağaç değildir, killi, kumlu, asit veya alkali topraklarda yaşamlarını devam ettirirler. Kaynaklarda, bitkinin en az -6°C soğuğa dayandığı yazılıdır, bununla birlikte bitkinin daha düşük derecelere dayandığı gözlenmiştir, Yalova ve İstanbul’da yaşamaktadır.

Peyzajda soliter, grup veya yol ağaçlandırması şeklinde kullanılırlar. İyi bir gölge ağacıdır. Hızlı büyümeleri, herdem yeşil olmaları, yapraklarının parlaklığı, yeni çıkan yapraklarının kırmızı rengi yanında, kauçuk ağacına benzemekle birlikte, kauçuktan daha fazla dona dayanıklı olmaları tercih nedenidir.

Cinnamomum camphora ağacından elde edilen Kâfur, ince beyaz bir kristaldir. Yüzyıllarca, tıpta ilaç, yemeklerde baharat ve tütsülere katkı maddesi olarak kullanılmıştır. Kâfurun aynı zamanda böcek kovucu ve sinek öldürücü özelliği vardır. Bugün genellikle Hindistan’da tatlılarda kullanılmaktadır. Kâfur yağı, romatizmal hastalıklarda, eklem hastalıklarında, adale hastalıklarında dıştan masaj ile tatbik edilir. Diş ağrısında, kâfur yağına batırılmış pamuklu çubuk ile ağrıyan yere tatbik edildiğinde, ağrıyı geçirmektedir. Kâfur ayrıca göğüs, baş ağrısı, ateş düşürücü antiseptik, balgam söktürücü,  kalbi takviye edici ve cinsel gücü arttırıcı özellikleri dolayısı ile birçok yapma ilacın terkibine girmektedir.